Aşağıdaki röportaj ismini gizli tuttuğum bir anne ile yapılmıştır.

1- Çocuklarınızın yaşlarını öğrenebilir miyiz?

11 yaş abi, 2 yaş abla, 8 ay ikizler

2-İkinci bebeğiniz kaç aylıkken ikizlere hamile kaldınız? Planlı mıydı yoksa sürpriz mi oldu? Hamileliğiniz nasıl geçti?

Kızım 9 aylıkken hamile olduğumu öğrendik. Üçüncü bir bebek düşünüyorduk ama bu şekilde olması tamamen sürpriz oldu. Hamileliğim son birkaç haftaya kadar fazla zorlamadı. İki çocuk koşturmacası, park, okul, alışveriş, ev işleri, yemek  vs… Eşim olmadığında tek başıma idare etmek zorundaydım. Bir daha kolay kolay çıkamayız diye bol bol gezmeye çalıştık. Hamileliğin sonlarına doğru mini bir güneydoğu turu yaptık. Öncesinde de fırsat buldukça ormana, adalara, yakın illere, sahile çıkmaya çalıştık. Şimdi evde kaldıkça iyi ki gezmişiz diyoruz.  Son birkaç hafta çok ağırlaştım ve evden çıkamadım. 32. haftadan sonra annem geldi yardımcı olmak için.

3- İkiz beklediğinizi öğrendiğinizde ne hissettiniz? Sizi en çok ne korkuttu/düşündürdü?

Doktor burada kaç tane bebek var biliyor musun diye sorduğunda anlık bir şaşkınlık yaşadım ama çabuk adapte oldum. Bizi en çok düşündüren, endişelendiren özel ilgi ve eğitime ihtiyacı olan oğlumuza yeterince vakit ayıramayacak olmaktı. Çünkü onunla ilgilenebilmek için 10 yaşına kadar kardeş düşünmemiştik. Ankara’ya ailemin yakınına taşındıktan sonra onların desteğiyle bunu da yoluna koyduk çok şükür.

İkiz bebek sahibi olmak gerçekten çok özel ve muhteşem bir şeymiş. Ben hiç hayal etmemiştim ama duyan herkes keşke benim de ikiz bebeğim olsaydı dediğinde çok şaşırıyordum. İki bebeği içinde taşımak, doğumları, aynı anda emmeleri, aynı yatakta yatmaları; bütün süreçleri çok özel zamanlardı bizim için. Şimdi de sabahları 4 gülen gözle uyanmak, aynı anda doğan iki bebeğin farklı gelişim özelliklerini, farklı karakterlerini ve tercihlerini izlemek, aralarındaki güçlü bağa şahit olmak gerçekten muhteşem. Tek doğmak sıkıcı bir şeymiş diyorum ben.

4- Kalabalık bir aile hayal ediyor muydunuz? Kendi aileniz de kalabalık bir aile mi?

Biz 3 kardeşiz ama yakın akrabalık ilişkileriyle sosyal anlamda zengin bir ortamda büyüdüm. 12 yıl ailemden uzakta yaşadığımızdan aileden uzak çocuk yetiştirmenin zorluğunu gördüğüm için ve oğlumun özel durumundan dolayı kalabalık aile hayal edemiyordum doğrusu. Ama ikizler beni gurbetten kurtardı. Onlar doğduktan sonra aile desteği ve ortamı olmadan tek başımıza büyütemeyeceğimizi anlayıp bütün düzenimizi, işi, evi bırakıp apar topar Ankara’ya taşındık.

5-Hamileyken emzirme süreciniz nasıl geçti? Tepkilerle karşılaştınız mı?

Hamile olduğumu öğrendiğimde çevremin ve ailemin ilk tavsiyesi hemen emzirmeyi bırakmam gerektiği oldu. Halk arasında yaygın olan bütün olumsuz düşünceler bir bir aktarıldı (artık yaramaz o süt, zehirler, bebeklerin gelişmez vs). Ama ben sorunsuzca emen ve bir yaşına kadar ek gıdaya geçmeyen kızımı sütten kesmeme kararı aldım. Hamilelik boyunca emzirdim, şuan 25 aylık ve hala emiyor. Hamileyken sütün miktarı ve yapısı değişti ama kızım bu durumdan etkilenmeden emmeye devam etti. Hamileyken de şimdi de şaşkınlıkla ve genelde olumsuz tepkiler veriyor duyanlar. Gereksiz buluyorlar.

6- İkizlerin doğum süreci nasıl oldu? Emzirme konusunda sıkıntı yaşadınız mı?

İkizlerimiz 37 haftanın sonunda planlı sezaryenle doğdular. Tedbir amaçlı birkaç gün kuvözde kaldılar. Bu sürede onlar için sütümü sağdım sürekli. Kızım da emdiği için sütüm hemen çoğaldı. Bebekler hastanedeyken kızım uzun zaman sonra çoğalan sütle kendinden geçti ve bol kolostrum aldı. O sütler kızıma çok yaradı ve hızla kilo aldı ilk haftalar. İkizler de hastaneden çıktıktan sonra sorunsuz emdiler.

7- Doğumdan sonra 3 bebeği tandem emzirmek sizi ve bebeklerinizi -özellikle büyük bebeğinizi- nasıl etkiledi? Kardeş kıskançlığı yaşandı mı? Bu konuda toplum baskısı görüyor musunuz?

Hastaneden 2 bebekle geldiğimizde kızım çok şaşırdı. Henüz 17 aylıktı. Ne yapacağını bilemedi. Mümkün olduğunca bir büyük bir küçük birlikte emzirerek dengelemeye çalıştım. Sürekli anlattık. Kıskançlıktan ziyade kızım ne yapacağını, bebeklere nasıl davranacağını bilmediği için sorun yaşadık.  Kızımla bu süreçte o kadar zorlandık ki bana kalırsa ikiz bakmak ve emzirmek kolay ama bir de bebek abla olunca çok yoruldum ve yıprandım her anlamda. Aynı durum kızım açısından da geçerlidir sanırım.

“Dünyaya gelmek büyümeye, anlamaya, keşfetmeye çalışmak, bir anne babaya alışmak bir tarafa, sen bebekken ikiz kardeşlerinin olması çok yorucu ve yıpratıcı” diyor olabilir. Ama şimdi yeni yeni birlikte oynamaya başladılar, etkileşimleri arttı. Bundan sonrasının onlar açısından biraz daha keyifli olacağını düşünüyorum.

8- Anneniz sizi ne kadar süre emzirmiş? Ailenizden bu konuda destek veya tepki aldınız mı?

2.5 ay kadar emmişim. Annemin ilk bebeği olduğum için çevre etkisiyle doymuyor vs tepkilerle erken bıraktırmış sanırım. Ailem bebeklerin doymayacağını, mama başlamayı teklif etti uzun süre. İlk aylar yeni doğan zorluğu onları da oldukça yordu çünkü. Mama ve emzik verirsek rahatlayacağımı düşünüyorlardı. Ama kararlı bir duruşla bu durumu aştım.  Onlar da mecburen sürekli emzirme durumundaki halime destek olmak zorunda kaldılar.

9- Eşiniz destek oluyor mu? Çocuklarınıza tek başınıza mı bakıyorsunuz?

Yardımcım yok. Şuan aileme yakın oturuyorum ve annem babam yardımcı oluyor birçok konuda ama ikizler 3 aylık olana kadar İstanbul’da ve yalnızdık. Eşim bu süreçlerin tamamında en büyük yardımcım ve destekçim oldu. Aldığımız kararları iradeli bir şeklide uygulama konusunda bana çok destek oldu. Onun dışında çocukların her türlü bakım ve ihtiyaçlarının giderilmesinde ve emzirme sürecinde de en büyük destekçim ve yardımcımdır kendisi.

Annem, babam ve kardeşlerim de gerçekten kendi konforlarından ve sosyal yaşamlarından ciddi fedakarlıklarla yardımcı ve destek oluyorlar. Hiçbirinin hakkını ödeyemem bu konuda.

Ayrıca büyük oğlum da kardeşlerine karşı çok duyarlı ve merhametli. Bu yaz döneminde çok yardımcı oldu bana.

10- 4 çocukla bir gün nasıl geçiyor? Dışarı çıkmak, seyahat etmek mümkün oluyor mu?

Günün çok büyük bir bölümü bebeklerin bakımıyla ve emzirmekle geçiyor. Alt değiştirme, banyo, emzirme, yemeklerini hazırlama, uyutma. Sırayla bu döngü gün boyu devam ediyor.

Sabah ilk saatler ve akşam 7’den sonrası çok zorluyor. Sabah hepsinin altını üstünü değiştir, doyur, uyut. Akşam hepsi yorgun ve huzursuz oluyor, hepsinin uykusu geliyor, hepsi emmek istiyor. Eşim eve adım atar atmaz kucağında bebekler. Birini alır emziririm, uyutmak için ona veririm, diğerini emziririm. Uyumazlar, olmadı baştan… Gece yarısına kadar yemeğini yiyemez üstünü değiştiremez çoğu gün. Her birinin ihtiyaç ve beklentisi farklı olduğu için, hepsine yetişmek mümkün olmadığı için yorucu ve yoğun günler. Oğlumun özel eğitim ve ilgiye ihtiyacı var. Günlük egzersiz ve çalışmalarımız var. Kızım oyun çağında bir bebek. İkizler bakım istiyor. Dışarı tam kadro az çıkıyoruz ama çıkıyoruz.

Ben kısa da olsa yalnız çıkmayı tercih ediyorum sık ama kısa süreli. İstanbul’dayken ilk üç aylarında bebekleri emzirip hazırlanır eşimi kapıda beklerdim, o girer ben çıkardım. Bazen birini slingle yanıma alırdım. Akşam sabah fark etmez, hemen her gün bir bahaneyle çıktım. Oğlumu okuldan almak market vs… Şimdi daha az çıkabiliyorum. Çocukları annem babam yada eşimle parka çıkarırız hemen her gün. Bazen onlar çıkarır ben evde kalırım bazen tek sosyal aktivitem markete giderim. Tek araba ile bir yere gidemediğiniz için uzak yerlere annem babamla iki araba olarak gideriz.

Hep birlikte çıkışımızı daha önce şöyle anlatmıştım:

“Gerçekten dışarı çıkışımız tam bir komedi. Bebeklerin hazırlanması vs derken kapıdan çıkınca elimizde birkaç bebek, birkaç bebek arabası, birkaç kanguru, birkaç battaniye, annemlerle 2, bazen kardeşlerimle 3 -4 arabayla minik bir konvoy oluyoruz. Eşim buna kavimler göçü diyor. Gittiğimiz yerde yaşadıklarımıza şimdi girmeyelim.”

Bu şekilde bir taşınma yaşadık dolayısıyla şehirler arası yolculuk, birkaç ev gezmesi, bir kaç kez AVM, birkaç kez dışarıda yemek, bir piknik, bir kez at çiftliğine gittik. Hatırladıklarım bunlar.

11- Kendinize vakit ayırabiliyor musunuz? Ayırıyorsanız nasıl başarıyorsunuz?

Bizim evde kendine vakit ayırmaktan ziyade kişisel zaruri ihtiyaçları gidermek bile bir lüks olduğu için günün sonunda duş alabilirsem, gün içinde sıcak bir çay içebilirsem, bir öğün tabağım yarım kalmadan karnım doymuş olarak sofradan kalkabilirsem, haftada bir gün markete çıkabilirsem şanslı sayıyorum kendimi. Genelde mümkünse yatarak emzirmeyi tercih ettiğim için kitap okumayı deniyorum bazen emzirirken. Akşam hepsini uyuttuktan sonra balkonda 5 dk temiz hava almak bile iyi geliyor. Bebekler küçükken bazen film izlerdik 145679 parça halinde. Şimdi hem hareketlendikleri hem de uykuları azaldığı için o da pek mümkün olmuyor.

12- 3 küçük çocuğunuza ek gıdaya geçişte BLW uygulamak kolay oldu mu? Bu süreçte neler yaşadınız?

Kızım abisinden 10 yıl sonra doğduğu için onda ilk bebek gibi heyecanlı ve idealisttim. Blw konusunda oldukça kurallı, istikrarlı ve sabırlı ilerledim. 1 yaşına kadar yememesine rağmen sürekli sıralı ve uygun gıdaları sundum. 1 yaş sonrası kendiliğinden her şeyi yemeye başladı ve şuan her şeyi kendi yiyebiliyor.

İkizler 6 ay sadece anne sütü aldı. Sonrasında ayına ve mevsimine uygun gıdaları sundum. Biri çok istekli biri çok seçici. Henüz 8 aylık oldukları için bu keşif sürecini kendimce idare ediyorum. Kızımdaki kadar katı blw yapmak mümkün olmuyor ama temel prensiplerden ödün vermeden ilerliyoruz.

Blw benim için bir bardak sıcak çay bir beş dk soluklanmak demek. Kızım kendi yediği için, minikler de önündekilerle oyalandığı için zaman kazanıyorum kendimce. Tabi kazandığım zamanın fazlasını temizlikleriyle uğraşarak harcıyorum ama yine de şikayetçi değilim.

13- 4 çocuklu hayatta, diğer ebeveynlere verebileceğiniz hayatı kolaylaştırıcı ipuçlarınız var mı?

Söyleyeceklerim hayatlarını kolaylaştırır mı bilmem ama kazandığımız tecrübelerin ışığında bazı tavsiyelerde bulunabilirim.

Çokça sevip çokça oynasınlar bebekleriyle. Bizde çoğu zaman bakımlarıyla ilgilenmekten sevmeye oynamaya sıra gelmiyor. Birini kucağına alsan diğerleri kalıyor. O yüzden az bebekleri varken güzel vakit geçirsinler.

Çok bunaldıkları zaman bebeklerinin minicik kalbini dinlesinler ellerini koyup… Minik parmaklarına, minik ayaklarına, gözlerine, masumiyetlerine, güzelliklerine odaklansınlar. Herhangi bir rahatsızlığı olmayan sağlıklı bir bebek dünyanın en paha biçilmez hazinesi. Bir gözü, bir parmağı eksik olsa, bir organı rahatsız olsa o an ne durumda olurlardı onu düşünüp bol bol şükretsinler. Bebeklerin her bir hücresi bir mucize ve şükür sebebi. Çok şükrederlerse şikayete fırsat kalmaz.

Kuralcı olmamak rahat olmak gerekiyor. Dökülsün kırılsın ıslansın kirlensin strese girmesinler. Karmaşada sakin kalabilmek önemli. Eşim buna kaostaki düzen der.  Hepsi birden başımıza yığıldığında, hepsi birden ağladığında, tek bir soruna ve bebeğe odaklanıp öncelik sırasına göre bakım ve ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyoruz. Tek bebeğe ya da iki çocuğa bakarken bunları halletmek daha kolay olur zaten… Bizi düşünüp rahat bir nefes alabilirler.

Kriz durumlarında yüksek sesle şarkı ninni söylemek çok işimize yaradı bizim. Bebeğin dikkati dağılıyor ve susuyor. Büyük kızım altının değiştirilmesinden hoşlanmaz bu esnada da şarkı işe yarıyor.

Tek çocuğu 10 yıl, iki çocuğu 1.5 yıl, hamileliği toplam 27 ay deneyimlemiş biri olarak bu süreçler şimdiki kilitlenmiş halimize göre o kadar lüks ve konforlu geliyor ki…

Tek çocukla 10 yıl boyunca arabamız da olmamasına rağmen her şeyi yaptık biz. Sık sık ailemi ziyarete Ankara’ya gelip gittim tek başıma. Ailece birçok yeri gezdik. 2 çocukla da çok rahat yapabildik bunları ikizlere hamile olmama rağmen. Rahat olsunlar az malzeme bir sırt çantası bir kanguru gezsinler. Eşyaları işlevine takılmadan çok amaçlı kullansınlar.

Çok beklentiye girmeden yapsınlar çocukla yaptıkları işleri. Bizim bu noktada yaşam felsefemiz “olduğu kadar”.

Olduğu kadar temizlik olduğu kadar yemek,  o anki durum neyi gerektiriyorsa uyum sağlamaya çalışmak gerekiyor. Değilse gereksiz yorgunluk ve sıkıntı oluyor.

Çocuklarla ebeveyni karşı karşıya getiren en büyük sorun söz dinlememeleri sanırım. Yapmasını istediğimiz şeyi çocuk açısından eğlenceli hale getirmeyi başarabilirsek bu sorun çözülüyor bunun yollarını bulmak gerekli.

Sosyal medyada insana kendini yetersiz ve kötü hissettiren, steril ve ışıltılı yaşamı olan, her şeyin en iyisini en doğrusunu bilen ve yapan anne baba profillerinden uzak dursunlar. Bunun yerine sahici sorun ve çözümlerden bahseden, çocuğu duyan ve hisseden, anne babayı iyileştiren birçok grup ve insan var onlardan istifade etsinler.

Ebeveynlik ömür boyu süren bir yolculuk… Kendimizi ve çocuklarımızı tanıyıp iyileştirerek, farklı tecrübe ve bilgilerin ışığında çok okuyup kendi yaşamlarımıza ve alışkanlıklarımıza uyarlayarak, bu yolculuğu anlamlı ve özel kılmanın yollarını bulmalıyız.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir