Merhaba Ebru hanım bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ben Ebru Güçlü. Hacettepe üniversitesi fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümünden 1996 yılında mezun oldum.O günden bu yana hep çocuklarla çalıştım.Bu yıllar boyunca binlerce çocukla beraber büyüdüm,öğrendim,geliştim ve halen de öğrenme ve öğretme yolculuğuna devam etmekteyim.Aldığım birçok eğitime,uzun zaman ilgi duyduğum ve araştırdığım duyu bütünleme eğitimlerini de ekledikten  sonra daha ağırlıklı olarak bu yönde çalışmalarıma devam etmekteyim.

Duyu bütünleme nedir?

Duyu bütünleme; çevremizden ve kendi vücudumuzdan aldığımız duyusal uyaranların merkezi sinir sisteminde organize edilerek adaptif cevap çıkarabilmemizi sağlayan nörolojik bir süreçtir. Bu adaptif cevaplar uygun motor beceri, davranışsal cevap yada duygusal cevap olabilir.

Artık beş 5 değil daha fazla duyudan bahsediliyor biraz bunlardan bahseder misiniz?

Evet, artık litaratürde duyularımız 8 duyu olarak geçiyor: Görme, tat, koku, işitme, dokunma, vestibuler (hareket ve denge duyusu), proprioception (beden algısı duyusu), interoception (iç organlarımızdan gelen duyu).

Tüm bu duyularımız öğrenmenin temel taşlarıdır bir evin temeli gibi düşünebiliriz.Çocuk gelişiminde bu temellerin üzerine diğer kaba ve ince motor gelişim,öz bakım becerileri ,akademik ,sosyal gelişim basamakları eklenmektedir.

Vestibuler duyumuz başımızın hareketlerine duyarlıdır ve vücudumuzun boşlukta nerede olduğunu algılar, ,görsel uzaysal algı,dil becerileri ,dikkat becerileri, hareket ve denge sistemimizden bilgi sağlar, proprioception; kas ve eklemlerimizden gelen uyarılar ile vücut parçalarımızın nerede olduğunu örn; kolum yukarıda mı,ayağımın içine mi yoksa dışına doğru mu basıyorum vb. bilgileri,herhangi bir şeyi tutarken,itip çekerken ,top atıp yakalarken  ne kadar kuvvet uygulamamız gerektiği bilgisini sağlayan duyumuzdur. Interoception ise iç organlarımızdan ve diğer sistemlerimizden gelen bilgilerdir örn; açlık ,tokluk, susama, tuvalet ihtiyacı gibi duyusal bilgileri içerir.

“Duyu/Duyusal bütünleme sorunu” nedir?

Duyusal bilgiler merkezi sinir sisteminde işlemlenirken organizasyon bozukluğu olduğunda duyusal girdileri yönetmekte karmaşıklık olabiliyor. Çocuk tüm bu uyaranlarla baş etmek için farklı savunma ya da uyumlanma yolları bulmaya çalışıyor. Çünkü farklı gelişen sinir sistemi onun gerekli cevapları vermesini zorlaştırıp farklılaştırıyor. İşte o zaman da okulda, sosyal ortamda, sıradan uyaranların içerisinde uyum sağlamakta zorlanan FARKLI çocuklar olarak etiketlenebiliyorlar. Bu klinikte farklı tablolar olarak karşımıza çıkıyor.

Uyarana hassas çocuklar için (duyusal eşikleri düşük) uyaranlar rahatsız edici olabiliyor. Örn;farklı dokuda kıyafetlerden, yüksek sesten, dokunulmaktan, farklı kokulardan, sallanma, dönme içeren oyunlardan rahatsız olma ve kaçınma davranışları gözlemlenir.

Uyaran arayışındaki çocuklar(duyusal eşiği yüksek) ise gerekli ihtiyaç duydukları duyusal girdiyi sağlayabilmek için sürekli dokunma, ağzına bişeyler alma,bağırarak konuşma,yoğun bir şekilde hoplama,zıplama ,dönme gibi hareketleri yapma davranışlar gözlemlenir.

Praxis bozukluğunda ise; motor planlama, giyinme, karmaşık oyunları oynama, ödevleri organize etme, koordinasyon gerektiren oyun ve aktivitelerde zorlanma davranışları gözlemlenir.

Bebeklikte ve okul öncesi dönemde duyusal hassasiyetle ilgili nasıl belirtiler olabilir?

Bebeklik, özellikle ilk altı ay duyusal motor dönemdir.Bebek  kendi vücudunu ve dünyayı duyuları aracılığı ile tanır. Bu dönemde emme sorunları,uykuya geçmekte zorluk, hareketten korkma, banyo yapmaktan hoşlanmama, seslere aşırı hassasiyet, oturma, dönme gibi motor becerilerin gelişmesinde gecikme, huzursuz bebek görünümü gibi belirtiler olabilir.

Okul öncesi dönemde;

Kaslarda zayıflık ve güçsüzlük, sakarlık-sık sık düşme- ,yaşına uygun olarak zıplama, tek ayak denge gibi kaba motor becerilerde zorlanma, oyun hamuru, parmak boyası gibi farklı dokudaki nesnelere dokunmaktan kaçınma, sallanmaktan, kaydıraktan kaymaktan, hareketten kaçınma, makas kullanma, yapboz, bağcık bağlama gibi ince motor beceri gerektiren aktivitelerde zorlanma ya da sürekli koşma, dönme, zıplama, atlama, sallanma isteği ,yeme sorunları -çok seçici beslenme- ,sürekli her şeyi ağzına götürme gibi belirtiler olabilir.

Peki tüm bu belirtiler duyusal bütünleme terapisi gerektirir mi?Ne zaman ve hangi durumlarda terapiye başlıyorsunuz?

Tabii ki her hassasiyet bir duyusal bütünleme sorunu değildir.Önemli olan çocuğunuzu doğru gözlemlemek ve bu hassasiyetlerinin farkına vararak onun hayatını ne kadar etkiliyor, gelişimini engelliyor mu, zamanla azalıp geçiyor mu sorularını cevaplamak. Eğer çocuğunuz bu durumlarla başetmekte zorlanıyor ve bu durum  gelişiminde geriliğe neden oluyor ve davranışlarını da  etkiliyor ise mutlaka bir uzmandan destek almakta fayda olur.

En azından detaylı bir değerlendirme sonucunda çocuğun duyusal profili çıkarılıp ona göre yapılacakların planlanması önemli.

Zamanında ve yerinde küçük bir dokunuş , aile farkındalığı ve belki birkaç seans ile sorun daha fazla büyümeden ve daha farklı alanlara kaymadan erkenden çözülebilir. Örneğin; hareket hassasiyeti olan bir çocuk okulda, parkta diğer arkadaşları ile onlar gibi rahat bir şekilde koşup oynayamadığı için rahatsız olur, oyuna dahil olmama, çekinme yada agresif davranış paternleri gösterebilir ve bir süre sonra bunlar diğer sosyal iletişim alanlarına yansıyabilir ve çocuk davranış problemleri olan bir çocuk olarak görülüp altta yatan sebebi bilmeksizin farklı çözüm yolları aranabilir. Bu gibi durumlar hem aile hem çocuk için yorucu süreçler olmaktadır.

O nedenle bir davranışın ya da semptomun tüm yönleri ile farklı uzmanlarla detaylı olarak değerlendirilmesi ve buna uygun olarak bir yol haritasının çizilmesi çok önemli.

Hangi uzmanlardan destek alabiliriz?

Artık Türkiyede de SIPT sertifikasyonuna sahip uluslararası geçerliliği olan duyu bütünleme eğitimi almış terapistler mevcut. Uzun ve emek isteyen bir eğitim sürecinden sonra bu sertifikasyonları alabiliyorsunuz. Bu eğitimleri tamamlamış fizyoterapist, ergoterapistler detaylı değerlendirmeleri yapmakta ve çocuk psikiyatristleri, çocuk nörologları ve çocuk psikologları ile koordineli çalışmaktadırlar.

Bebeğimin,çocuğumun gelişimini duyusal anlamda nasıl destekleyebilirim?

Öncelikle şunun altını çizmek istiyorum, duyusal oyunlar duyu bütünleme terapisi değildir. Bunlar sadece ebeveynlere duyusal ortamı zenginleştirici öneri niteliğindedir.

Bebeğiniz doğduğu andan itibaren duyusal uyaranlara maruz kalıyor, önemli olan doğru ve yeterli uyaranları içeren oyun ve ortamlarda olması. Duyusal uyarandan zenginleştirilmiş örn; tüm vücuduna farklı dokusu olan fırça, krem gibi malzemelerle  masaj yapmak, değişen ritimlerde salıncakta, kucakta sallamak, farklı ses ve kokularla tanıştırmak, farklı sertlikte ve dokuda olan oyuncaklarla oynatmak, yerde özellikle yüzüstü pozisyonda bol bol oyun oynatmak, emekleme gibi aktiviteler ile hem fiziksel gelişimi desteklenir hemde duyusal olarak beden farkındalığına yönelik uyaranlar almış olur.Eğer bebeğiniz bu dokunma, hareket ve diğer uyaranlardan hoşlanmıyor ise onu gözlemleyip ihtiyacına yönelik davranmanız doğru olacaktır.

Daha büyüdüğünde yaşına uygun zıplama, koşma, denge oyunları, tırmanma, top oyunları, bisiklete binme, kum havuzu, su, toprak, çimen gibi ortamlarda oyun oynama, parklarda salıncakta sallanma, kaydıraktan kayma, bolca kirlenip farklı deneyimler yaşayabileceği doğada zaman geçirme, evde yastıklarla tost olma oyunu, itme çekme içeren oyunlar, farklı koku, tat ve dokulardaki yiyecekleri deneyimleme gibi aktiviteler olabilir.

Tüm bunlar duyusal alanlarda destekleyici aktivitelerdir. Duyusal hassasiyeti olan çocuklar için verilen yanlış uyaranlar onların bu hassasiyetlerini daha da arttırabilir o nedenle doğru gözlem ve yaklaşım çok önemli.

Duyu bütünleme terapisi nasıl oluyor?

Öncelikli olarak çocuğa yapılan kapsamlı değerlendirme sonucunda ihtiyaçlarına yönelik olarak farklı materyallerle zenginleştirilmiş ortamda karşılıklı oyun şeklinde çocuğun içsel motivasyon ve aktif katılımı ile beraber organize edilmiş oyun şeklinde olmaktadır. Terapiler oyun, iletişim ve keyif içeriklidir.

Farklı gelişen disleksi, dehb, otizm gibi tanısı olan çocuklarda oldukça başarılı sonuçlar duyuyoruz bunu bize biraz açıklayabilir misiniz?

Tabii ki, bu çocuklarda genellikle duyusal sistemleri ile ilgili yoğun farklılıklar oluyor, çocuk kendini regüle edebilmek için sürekli bir aktivasyon içerisinde oluyor. Bizler terapide çocuğun bu ihtiyaç duyduğu onu sakinleştirecek, regülasyonuna yardımcı olacak aktiviteleri oyun içerisine koyarak kendi bedenini fark edip ihtiyacı doğrultusunda kullanıp rahatlayabileceği ve organize olabileceği yolu gösteriyoruz ve bu aktiviteler tekrarlı bir şekilde uygulandığında çocuğun beyninde yeni bağlantılar kurularak bu kalıcı hale geliyor.

Daha önce deneyimlemediği bu aktiviteler ile beyinde yeni öğrenme yolları aktive edilmiş oluyor.

Sizin Uzman Psk. Oya Çanak ile beraber bebeklerde uyku konusunda çalışmalarınız var, biraz bundan bahseder misiniz?

Evet Oya hanım ile beraber uzun bir süre beraber çalıştık. Bir çok çocukla multidisipliner bir anlayışla yaklaşarak  terapiler yaptık ve oldukça başarılı sonuçlara ulaştık. Bebeklerde uyku, beslenme gibi konular  ise ebeveynler için  zorlayıcı ve oldukça hassas olan konular. Duyusal sistemlerin önemli etkisi olan bu alanlarda ebeveynlere bebeklerinin duyusal ihtiyaçlarını ve hassasiyetlerini  görmelerinde yardımcı olurken, yalnız olmadıklarını bağ odaklı ebeveynlik yaklaşımı ile sunuyoruz.

Yetişkin dönemde de duyu bütünleme sorunları olabilir mi?

Elbette bir çoğumuzun duyusal hassasiyetleri mevcut fakat bunlar yaşam kalitemizi düşürmediği sürece bunları ya görmezden geliyor ya da farkında olmadan kendimizi regüle etmemize yardımcı olacak aktivitelere yöneliyoruz. Örneğin ben yoga yapıyorum çünkü yoga hareketlerinin içerisindeki proprioceptif (beden algısı duyusu), hareket duyusu uyaranları benim sinir sistemim üzerinde sakinleştirici etki yapıyor ve daha iyi hissediyorum ve regüle olmam kolaylaşıyor. Sinir sistemimiz yetişkin olduğumuzda da ve özellikle şu anda yaşadığımız yaşam şartları düşünülürse regüle olmaya oldukça fazla ihtiyaç duyuyor. Burada önemli olan sistemi doğru tanımak ve ihtiyaçları okumak, ona göre hareket etmek. Bazı durumlarda ise daha yoğun terapi gerektirecek farklılıklar olabiliyor.

FİZYOTERAPİST DUYU BÜTÜNLEME TERAPİSTİ EBRU ÜSTDAĞ GÜÇLÜ KİMDİR?

Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümünden 1996 yılında mezun oldu. Türkiye’nin farklı şehirlerinde on binlerce çocukla çalıştı.Bu  sürede çocuklarda terapi yöntemleri ile ilgili birçok eğitime katıldı.

Amerika’da Southern California University’den Sensory Integration Certification Programının uygulayıcısı olma yetkisi aldı ve uzun bir süredir bu alanla ilgili çalışmalarına ağırlık verdi. 2013 yılında klinik alanda yapmış olduğu Zihin Teoremi, Duygusal Zeka ve Duyu Bütünleme programının Duyu Bütünleme ayağını içinde Uzm. Psk. Oya Çanak’ın da bulunduğu multi-disipliner bir ekiple beraber yürütmüştür. Bu bilimsel çalışmaları Columbia Üniversitesi Teacher’s College’da Drawing and Cognition kongresinde sunulmuştur.

2018 yılında ise terapilerine farklı bir yaklaşım daha ekleyebilmek adına Mindfulness (Farkındalık), yoga, çocuk yogası alanları ile ilgili eğitimlere katılmış ve bazılarına  da devam etmektedir. Bütünsel bir bakış açısı ile terapilerine aktif bir şekilde İstanbul’da devam etmektedir.

İletişim:

İnstagram: @duyubutunlemeterapisti

Mail: ebrugfzt@yahoo.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir