Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir alerjik bebek annesi varmış. Evet, bu kadar uzak geliyor artık bana. Yaşarken hiç geçmeyecek sandığım o günler geride kaldı. Şimdi dönüp bakınca ‘aferin kız’ diyorum kendime; ‘iyi iş çıkardın’. Yumurta hariç hiçbir hayvansal gıda tüketmeden, ağzıma bir parça bile çikolata atmadan, kuruyemiş yiyemeden, dışarıdayken sadece patatesli gözleme yiyerek -onu da içinde ne var diye kırk kere sorarak- aylar geçirdim.

Aç kaldım mı peki? Hayır. Yiyebildiklerimden doyana kadar yedim. Kahvaltıda peynir yiyemedim belki ama yumurta yiyebildim. Onun için bile şükrettim her gün. Aksine hazır paketli gıdaları beslenmenizden çıkardığınızda ve ne yediğinizi bilmek için her şeyi kendiniz pişirdiğinizde sağlıklı beslenmiş oluyorsunuz. Hayvansal gıda tüketemeseniz bile oradan alacaklarınızı bitkisel kaynaklı olarak alabiliyorsunuz. Bu dönemde bol bol yeşillik ve baklagilleri tükettim ben. Diyet sonrası yapılan tahlillerimde de sadece B12 değerim biraz düşük çıkmıştı, onu da takviye ettik hemen. Onun dışında diyet yaptığım dönem boyunca oldukça sağlıklıydım. Uras Yaman’ın da gelişiminde herhangi bir sorun olmadı. Bol bol emzirmeye devam ettim. Ne sütüm azaldı ne de kalitesi düştü. Burada bir parantez açayım süt kalitesi diye bir şey yoktur. Burcu’nun bununla ilgili yazısını buradan okuyabilirsiniz.

SÜT NELERDEN ETKİLENİR?

Oğlum Uras Yaman’ın alerjik bir bebek olduğunu nasıl anladım?

Doğumunun üçüncü ayı civarı kakası oldukça mukuslu olmaya başladı. Ondan öncesinde de kulak arkası ve kaş arasında kuruluk ve kabuklanma vardı. Bacağında da zaman zaman çıkıp kaybolan egzama gibi kızarıklık oluyordu. Kakası oldukça suluydu ve beline kadar çıkıyor, çıktığı yerlerde de yara gibi pişik oluyordu.

Şüphelerimden yine bir alerjik bebek annesi olan arkadaşım Ceren’e bahsettim. Uras Yaman’ın belirtileri kızı Ülkü Meva’nınki gibi şiddetli değildi ama bana şüphelerimde hak verdi ve nasıl bir yol izlemem konusunda bana yardım etti. Böyle bir durumda psikolojik olarak destek görüyor olmak da çok önemli. Hakkını ödeyemem. Buradan da teşekkür ediyorum kendisine.

Kilo alımı hep iyi gitti Uras Yaman’ın. Gazı, huzursuzluğu ek gıdaya başlayana kadar olmadı. Hal böyle olunca benim alerji şüphelerim doktorlardan destek bulmuyordu. Kakada kan görülmeyince alerjik olduğunu söyleyemeyiz diyorlardı. Devlet hastanesinde bir doktorla görüştük şüphelerimi ve tahlil yaptırmaya ikna edebildik. Bebeklerde yapılan alerji testleri doğru sonuç vermeyebiliyordu. Kakada bol lökosit görüldü ve herhangi bir enfeksiyona rastlanmadı. Tahlil sonuçlarını aldıktan sonra bir Çocuk Gastroenteroloji uzmanına randevu aldık. Ben doktor randevusunu beklerken tüm süt ve süt ürünleri ile dana etini ve hazır paketli gıdaları çıkararak diyete başladım. Kakada düzelme 10 gün sonra kendini göstermeye başladı. Doktor kilo alımı iyi olunca ve kakada kan olmayınca bizi ciddiye almadı ama diyetle düzelme gördüğümüzü söyleyince devam etmemi istedi. 6 aylık olduğunda ek gıda için yeniden gelmemizi istedi ve bir alerji maması numunesini elimize tutuşturarak bizi gönderdi.

İçime sinmeyen bir şeyler vardı. Ben emziriyordum, sütüm ile ilgili bir sıkıntı yoktu. Diyetin de bunu etkilemeyeceğini biliyordum ama hani olur ya sütün falan kesilir diyerek elime bir kutu mama tutuşturulması çok canımı sıkmıştı. Hacettepe Çocuk Alerji bölümünden bir türlü randevu alamıyordum. 15 gün sonra sabah sekizde başlayan aramalarım sonuç vermiş ve Doç. Dr. Özge UYSAL SOYER’den bir randevu kapabilmiştim. Bu, bizim şansımız oldu. 6 ay dolunca ek gıdaya başladık. Özge Hoca altı ayı beklemeden kakanın düzelmesi için ek gıdaya başlatabiliyor ama ben beklemeyi tercih ettim.

Ek gıdaya patates, pirinç, elma, havuç gibi daha az alerjik besinlerle üç gün boyunca miktarı arttırarak başladık. Biz önceden blw (baby led weaning) ile ek gıdaya başlamaya karar verdiğimiz için yine bu şekilde başladık. Daha riskli olan et, yumurta ve süt ürünlerinde miktar önemli olduğu için kaşıkla verdim ama hep blw ile devam ettik.

Uras Yaman 8,5 aylık olduğunda diyet listesinde olmamasına rağmen dönemin popüler meyvesi avokado denemeye karar vermiştim. Nasıl olsa hiçbir şey dokunmamıştı ya bu da dokunmazdı. Önüne koyduğum her şeyi büyük bir iştahla yutan çocuk avokadoyu ağzına değdirdiği an yüzünü ekşitip attı. Birkaç kez daha önüne koydum ve istemeyince kaldırdım. Akşam uykusundan ağlayarak uyandı ve ertesi gün karnından başlayarak tüm vücuduna yayılan kızarıklar oluştu. Ne yerinde durabiliyordu, ne uyuyabiliyordu; tüm huzuru kaçmıştı. Doktorumuzu aradım hemen. Avokadonun dokunduğunu, önümüzdeki günlerde yeni denememe yapmamamı ve benim diyetimi süt ürünleriyle açma zamanını ertelememizi istedi. Bütün gece ağlayarak uyandı ve ertesi gün kanlı kakayla karşılaştım. Bu süreçte kendime çok kızdığımı hatırlıyorum. Avokado yemeseydi ne olacaktı? Doktorun listesinden çıkmak da neydi ve daha bir sürü şeyle suçladım kendimi. Bilemezdim. Bilseydim yapmazdım. Ve bebeğin içgüdüleri öyle kuvvetliydi ki! Kendisine zarar verecek bir şeyi yememeyi tercih etti. Blw de bu yüzden benim için çok kıymetliydi.

Üç gün boyunca kanlı kaka yaptı yavrum kıvranarak. Bir haftanın sonunda kızarıklar da dahil hepsi geçmişti. Ben de sakinleşmiştim biraz ve yeni denemeler yapmadan yiyebildiği şeylerle devam ettik bir hafta daha.

Ben diyetime önce dana etini sonra da süt ürünlerini azar azar dahil etmeye başladım. Ben bir sorun yaşamayınca da Uras Yaman’ın süt ürünlerini deneme zamanı gelmişti. 11 aylık olduğunda kefir denemesini de bitirerek tüm süt ürünlerini yiyor duruma gelmişti. Kefire ve yoğurda bayıldı ama hala ağzına peynir sürmez. Kuruyemiş, domates ve tavuk eti denemelerini ise bir yaşından sonra geçti. Şimdi 2,5 yaşında ve her şeyi yiyebiliyor. Avokadoya ise bir daha hiç cesaret edemedim.

Bizim alerji hikayemiz de böyle işte. Diyet bitip her şeyi yemeye başladıktan sonra aslında hayatımızda yapabiliyor olduğumuz şeylerin ne kadar kıymetli olduğunu anladım. Kahvaltıda yenen bir parça peynir, kahvenin yanında bir parça çikolata, dışarıda ayaküstü yenen bir yemek mesela. Günlük hayatta o kadar olağan ki bunlar farkında bile değiliz aslında ne kadar büyük bir mutluluk ve şükür sebebi olduğunun.

Bunu okuyan canım anne yalnız değilsin, geçecek bu günler. Çocuğun senin gibi bir annesi olduğu için çok şanslı. Kocaman sarılıyorum sana.

Sevgiler.

NAZLI TANTOĞLU

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir