Bebek büyütürken uygulanabilecek birçok farklı yöntem olsa da aslında iki farklı ebeveynlik yaklaşımı var. Biri ebeveyn önderliğinde rutinler, diğeri bebek önderliğinde ebeveynlik. Bunların karışımı söz konusu olduğunda da bu ebeveyn önderliğinde rutinlere girer. Yapılan araştırmalara göre hamilelikten itibaren ebeveyn önderliğinde rutinleri benimseyen annelerin doğumda emzirmeye başlama ve emzirmeyi uzun süre devam ettirme olasılığı ne yazık ki düşerken, doğumdan sonraki ilk 6 hafta içinde formül mamaya başlama olasılığı ise artmaktadır.

Biliyoruz ki her bebek ve her anne farklı. Her bebeğin dönemsel olarak anne sütü ihtiyacı ve her annenin süt saklama kapasitesi de farklı. Bu durumda süt üretiminin devamlılığı için emzirme sürecinin bebek önderliğinde olması kritik önem taşır. Emzirmeyi sadece beslenme ihtiyacı olarak görsek dahi bir bebeğin ne zaman ve ne kadar süte ihtiyacı olacağına ebeveynin karar vermesi mümkün değil. Bu yüzden kontrollü ve düzenli bir yaşam isteyen annelerin belli bir süre emzirdikten sonra emzirmeyi bırakması veya formül mamaya başlaması çok olasıdır. Çünkü formül mamanın sindirimi için belli bir zaman aralığına ihtiyaç vardır ve bebek mama ile beslendiğinde uykuları da beslenmesi de daha düzenli olur. Bunun yanında bebeğin kendi ihtiyaçlarına uygun şekilde beslenmesine engel olduğu için ebeveyn önderliğinde rutinler obezite riskini arttırmaktadır.

Bebek önderliğinde ebeveynlik yaklaşımında ise sürecin kendiliğinden getirdiği bazı uygulamalar emzirmenin devamlılığını sağlar. Örneğin bebeğin açlık sinyallerine anında cevap verebilmek için oda/yatak paylaşımını ve bu vesile ile bebeğe karşı daha şefkatli ve duyarlı bir yaklaşımı doğal olarak beraberinde getirir. Bebekle özellikle ilk aylarda sürekli tensel temasta ve yakın olmak süt üretimini ve sütün devamlılığını (oksitosin salgılanmasını) sağlar.

Ne yazık ki popüler kültürde uzun uyuyan ve saatli beslenerek anneye özgürlük ve bağımsızlık veren bebekler “uslu bebek” olarak adlandırıldığı için bu yaklaşımda olan anneler emzirmeyi kendilerine uygun bulmayabilirler. Ancak araştırmalara göre doğumdan itibaren emziremeyen ve bebeklerini formül mama ile besleyen annelerin genel endişe düzeyleri daha yüksektir. Emziren anneler özellikle ilk altı hafta içinde bebeğin aşırı talepkar davranışlarından dolayı endişeye kapılıp ne kadar süre ile böyle yapışık kalacaklarına dair kaygı duyarlar. Onlara bu zamanların geçici olduğunu ve ilk aylardan sonra bebeğin taleplerinin azalıp anneyi daha rahat bir sürecin beklediğini mutlaka söylemek ve anneleri rahatlatmak gerekir. Çünkü bu ilk haftalardaki endişe de yine annelerin emzirmeyi sınırlandırmalarına veya kesmelerine sebep olabilmektedir. (1)

Amerikan Psikoloji Derneği Ekim 2017’de uzun süreli emzirmenin bağlanmaya faydalarını açıklayan bir araştırma yayınladı. 10 yıl süren bu araştırma ile ilk defa emzirmenin emzirme süreci bittikten sonrasındaki dönemdeki “anne duyarlılığına” etkileri ölçüldü. Anne duyarlılığı ile kastedilen; annenin çocuğun ihtiyaçlarına cevap verirken çocuğuyla uyumu, duygusal tonu, davranışlarındaki esnekliği ve çocuğunun işaretlerini okuyabilme becerisidir.

Araştırmaya 1272 aile katılmış. Annelerin ortalama emzirme süresi ise 17 haftaymış. %1’den daha az anne bebeklerini 24 aya kadar emzirmiş ve %29’u ise hiç emzirmemiş. Araştırmacılar bu çocuklar 11 yaşına gelene kadar düzenli olarak ailelerle görüşmüşler. Düzenli yapılan ev ziyaretlerinde annelerin çocukları ile işbirliğinin kalitesi, annelerin çocuklarını destekleme seviyeleri, çocuklarının bağımsızlıklarına gösterdikleri saygı ve aralarındaki düşman yaklaşımların seviyeleri çeşitli uygulamalarla ölçülmüş.

Emzirme süresinin “anne duyarlılığı” nı uzun vadede arttırdığı gözlenirken, babaların çocukları ile ilişkilerinin emzirme sürelerinden etkilenmediği görülmüş. Araştırmanın baş yazarı Prof. Jennifer Weaver’a göre emzirme bağlanmayı destekleyen birçok yöntemden sadece biridir. Ancak sadece sağlığa faydalarının değil bir ebeveynlik faktörü olarak emzirmenin aile hayatındaki rolünün de daha detaylı incelenmesi ve önemsenmesi gerektiğini belirtmiştir. (2)

Emzirme ve ebeveynlik yaklaşımlarının anne ve bebek üzerindeki etkilerini inceleyen bu iki ayrı araştırmadan sonra emzirme ortalamasının 2.9 yıl olduğu bir ülkeye, Sri Lanka’ya götürmek istiyorum sizi. Toplum bazında bebek önderliğinde ebeveynlik yaklaşımı bir norm kabul edildiğinde sonuçları ne olur bunu gösteren çok çarpıcı bir araştırmaya rastladım.

Batı toplumlarında emzirme sürecini sekteye uğratan sebepler; emzik, biberon, mama kullanımı, doğum sonrası erkenden işe dönme, ilk 6 ay sadece anne sütü önerisine uymama ve erken ek gıdaya geçme olarak sıralanabilir. Peki Sri Lanka’da tüm bu şartlar eşitken, yani anneler 3-4 aylıkken ek gıdalara geçtiği, emzik biberon kullandığı, doğumun hemen ardından işe başladığı halde neden emzirme süreleri daha uzun?

Sri Lanka’da hastanelerde doğum sonrası anne ve bebeğin aynı yatakta yatmaları rutin bir uygulamadır. Bu uygulama anne bebek ilişkisine fayda sağlarken süt üretiminin etkin başlangıcını ve emzirmenin hastaneden ayrıldıktan sonra da devam etmesini sağlar.

Sri Lanka’da uzun süreli emzirme kültürel olarak kabul edilmiş bir kavramdır ve doktorlar ve hemşireler 2 yıl veya “bebek memeyi kabul etmeyene kadar” emzirmeyi önerir. Batı toplumlarında bebeğin tek başına ve deliksiz uyuması bir ebeveynlik başarısı kabul edilirken, Sri Lanka’da toplum tarafından uzun süreli emzirme, gece emzirmeleri ve bebekle annenin gece boyunca kurdukları iletişim desteklendiği için burada bütün zorluklara rağmen anneler emzirme konusunda ısrarcı davranmaktadırlar.

Anne ve bebeğin yatak paylaşımı yapması da, üstelik bebek emmeyi bıraktıktan sonra dahi, en az 4 yaşına kadar normal kabul edilir. Gece boyunca emzirme, uzun süreli emzirme için çok kritik öneme sahip olduğu için bu şekilde yatak paylaşımı kesinlikle uzun süreli emzirmeye katkı sağlar. Bu yüzden aynı engelleyici faktörler söz konusuyken dahi gece kurulan bu bağlantı bebeğin erken memeden kesilmesini engellemektedir. (Çalışan ve çalışmayan annelerde bu anlamda fark görülmemiştir.)

Uyku laboratuvarında yapılan araştırmalara göre anne ve bebeğin bir arada uyuması ayrı odalarda uyumalarına kıyasla emzirme sayısını ikiye katlarken, emzirme sürelerini de üç kat arttırmaktadır. Yatak paylaşımı sayesinde bebeğin fiziksel yakınlık ve sık sık emme ihtiyacı optimal düzeyde sağlanırken, anne de daha fazla dinlenebilir.

Yatak paylaşımı söz konusu olduğunda “Ani Bebek Ölümü Sendromu” ve “Kazara Bebek Ölümleri” gündeme gelir. Bebeğin gece boyu deliksiz uyumasının ABÖS riskini arttırdığı bilinmektedir. Bu yüzden sık sık emmek için kalkması bu riski düşürür. Bebeği ile beraber yatan anneler genellikle yüzleri bebeğe dönük olarak bebeği koruyucu bir biçimde uyurken sık sık bebeklerini kontrol etmek ve emzirmek için uyanırlar ve bu da kazaları ve ABÖS riskini azaltır. (3) (Güvenli beraber uyuma kuralları için: http://www.attachmentparentingturkiye.com/birlikte-uyuma-guvenlik-kurallari-attachment-parenting-international/ )

Uzun süre emzirme kavramı bazı kültürlerde 6 aydan, bazılarında 1 yıldan, bazılarında ise 2 yıldan sonrasını ifade eder. Dünya Sağlık Örgütü en az 2 yıl emzirmeyi önerdiği için ben uzun süreli emzirmeden bahsederken, 2 yılı minimum kabul ederek bundan daha uzun süre emzirmekten bahsediyorum. Emzirme süresi ile ilgili bir annenin üzerinde toplum baskısı olmazsa çok daha farklı kararlar verebileceğini düşünüyorum. Bebeğini emzirmeyi artık bırakmak isteyen annelerle konuştuğumuzda genellikle bu isteklerinin altında çevreden gördükleri baskı olduğunu ortaya çıkarıyoruz. Bazen anne bunun farkında dahi olmuyor. Tıpkı Sri Lanka örneğinde olduğu gibi, çevrenizdeki herkes 2 yaşından önce bebeğini memeden kesiyorsa ister istemez bilinçaltınıza normalin bu olduğu gibi bir algı yerleşiyor. Oysa ki ebeveynlikle ilgili alınacak tüm kararlarda olduğu gibi bu konuda karar alırken de bebek önderliğinde ve içsesinizi dinleyerek hareket etmek hep içinize daha çok sinen kararlar almanızı sağlayacaktır.

Bebekleri yemek yemediği için 1 yaşından sonra memeden kesmek de annelerin sıkça başvurduğu bir yöntemdir. Yaşamının ikinci yılında anne sütünün artık hiçbir faydasının kalmadığını iddia edenler tarafından anneler genellikle bu kararı vermeye zorlanırlar. Peki araştırmalar ne diyor?  Kenya’da 250 yürüyen bebek (toddler) üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, memeden kesildiklerinde bebeklerin ek gıda alımları artmıştır ancak bebeklerde anne sütüyle yeterli miktarda alabilecekleri A vitamini, yağ ve niasin eksiklikleri görülmüştür. (4) Her zaman dediğimiz gibi, anne sütü kadar kompleks bir gıda henüz dünyada yok. Çok azında bile çok fazla bileşeni bir arada içerdiği için tek damlası dahi bebeğe mutlaka fayda sağlar. Ne kadar düzenli ve dengeli beslenirse beslensin bir bebeğin mide kapasitesi ve alabileceği ek gıda miktarı bellidir. Aldığı miktarlar bu yüzden bütün ihtiyaçlarını gidermeye yetmeyebilir. (1 yaşından sonra anne sütü ve mama almayan bebeklerin kan değerlerini takip etmekte bu yüzden fayda var.)

Bir de yaşamının ikinci yılında (12-23 ay) anne sütü (448 ml) bebeğin ihtiyaçlarının ne kadarını karşılar ona bakalım:

  • Enerji ihtiyacının %29’unu,
  • Protein ihtiyacının %43’ünü
  • Kalsiyum ihtiyacının %36’sını,
  • A vitamini ihtiyacının %75’ini,
  • Folat ihtiyacının %76’sını,
  • B12 ihtiyacının %94’ünü,
  • C vitamini ihtiyacının %60’ını karşılar.

(Dewey 2001) (4)

Son olarak uzun süreli emzirme ile ilgili çok sevdiğim bir yazıyı da buraya bırakıyorum : http://www.lllturkiye.org/2016/09/cengiz-hann-diyarnda-emzirme.html

 

Kaynaklar:

 

4 Thoughts to “UZUN SÜRELİ EMZİRME”

  1. Merhaba, 2 yıldan fazla emzirmenin çocuğu aptallaştıracağı yargısı sizce ne kadar doğru? Kuran’ı Kerim’de de 2 yıldan sonra sütten kesilmesi gerektiği yazıyor? Biraz kafam karışık bu konuda. 2 yıl boyunca emzirmeyi doğru buluyor ve destekliyorum fakat 2 yıldan fazlası konusunda yorum yapamıyorum.

    1. Merhaba,
      2 yıldan uzun emzirmenin faydaları konusunda çok fazla çalışma var. Sözde zararları konusunda ise kanıtlanmış hiçbir çalışma yok. Aptallaştırmak ise çok çirkin bir itham bence. Kendi annesinin sütünü emmek nasıl aptallaştırabilir ki bebeği? 2 yıl emzirmekten bahsedilir bakara suresinde. Bu bebeğin tam olarak hakkı olan süreyi belirtir. Sonrasında devam edilip edilmemesi ile ilgili bir açıklama yoktur. Din alimleri elbette yazılanları yorumlayarak sonuç çıkarıyorlar. Buna göre de ortaya atılan fikirler farklılaşıyor. İki farklı hoca farklı fikir beyan edebiliyor mesela. Gönüllü danışmanlık verdiğim annelerden bazıları bu konuda endişe duyarak diyanetten bilgi aldılar ve diyanet 2 yılın minimum olduğunu belirtmiş. Kendiniz de arayıp sorabilirsiniz ilgili makama. İçiniz daha rahat eder. Elimde geçerli bir kaynak var bununla ilgili ve bebeğin memeden kesilme sürecinin islamiyette 2-7 yaş arası olduğunu belirtiyor. Linkini de buraya ekliyorum.

      http://leadertoday.breastfeedingtoday-llli.org/emzirmenin-islami-ve-kulturel-uygulamalari/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir